Kadınların siyasete atılmasını engelleyen beş sebep

Kadınların siyasete atılmasını engelleyen beş sebep

Ülkemiz de kadınlar erkeklerin nüfusundan az olmasına rağmen önümüzdeki yıllarda erkek nüfusunu geçeceği düşünülüyor. Ülkemiz de kadınlar 1930 yılında seçme ve seçilme hakkına sahip olurken birçok gelişmiş ülkeden önce bu kararı vermiş. Fakat hala kadınlarımızın siyasetteki yeri gelişmiş ülkelere göre geride kalmaktadır. Dünya genelinde kadınların siyasete atılması, yükselmesi ve bir yerlere gelmesi engelleniyor. Bu yasalarla olsun toplumsal baskılarla olsun bir şekilde oluyor.

Kadınların güçlenmesi ve seslerini duyurmalarının ilk adımı siyasete atılmaktır. Siyasi süreçte aktif bir katılımcı olmanın önemi, ancak seçildikten ve yasama organının bir parçası olduktan sonra, seslerini duyurma konumunda olacak ve şikayetlerini iletebilecek durumda olduklarında anlaşılmaktadır. Yasama organında bir yerlere geldikten sonra kadınların sorunlarını anlayarak bunları çözecek yasalar getirilmelidir.

Kadınların siyasete katılmasını engelleyen beş sebep:

1. Kültürel Engeller: Gelişmekte olan ülkelerin çoğunda kadınların rolü anne, kız kardeş ve kız olmaktır. Evine bakması gerekir. İlk etapta istedikleri mesleği seçmelerine izin verilse bile aslında seçmelerine izin verilmemektedir; seçim kadınlar için sınırlıdır.

2. Eğitim eksikliği: Birincisi, bu ülkelerdeki eğitim seviyesi cinsiyete bağlı değildir. Eğitimli kadınlar öğretmen vb. Mesleklere katılarak güvende kalmayı tercih ederler. İkincisi, kadınların çoğunluğu süreçler hakkında gerekli bilgiyi tutmazlar ve kadınların siyasi konulara katkıda bulunamazlar. Bu durum kadınların işini daha da zorlaştırmaktadır.

3. Kurumsal Engeller: Kadınların çalışma hayatında hayatta kalmalarını zorlaştıran süreç ve prosedürler içerir. Bir organizasyonda belirli bir ortamda kabul edilebilir hale gelebilecekleri şekilde ayarlamak için kadınların feminist davranışlarını toplumda ya da diğer hayatlarında onları izole eden belirli eril akışlara dönüştürmeleri gerekir; bunlar iş ve yaşam dengesini sürdürmeleri için büyük baskı yaratır.

4. Ataerkil sistem: Ataerkil sistem, gelişmekte olan ülkelerdeki her alanda yaygındır. Siyaseti seçmeleri ailelerdeki erkekler tarafından izin verilmez. Seçerlerse, çalışma ortamlarında ataerkil kültürle yüzleşmek zorunda kalırlar ki bu da becerilerini zedeleyip sessiz kalmalarını sağlar.

5. Ekonomik bağımlılık: gelişmekte olan ülkelerdeki kadınların çoğu ev hanımıdır, bu yüzden eşlerine ekonomik olarak bağlıdırlar. Bu ekonomik bağımlılık sadece bir yandan güven düzeylerini paramparça etmekle kalmıyor, aynı zamanda bu tür niyetleri veya arzuları sergilemelerini engelliyor.

Bunlar, kadınların siyasete katılma yolunda engel oluşturan az ya da çok evrensel nedenlerdir. Cinsiyet eşitliği hedefine ulaşmak ve kadınların politikaya katılımını arttırmak için öncelikle yetkililerin ana nedenleri anlamaları gerekir. Ancak o zaman düzeltici eylemler  işe yarayacaktır.

 

Yazar : Anum Şafağı

Açık kaynak paylaşım sitesi

Benzer Konular
Hamilelik Psikolojisi